5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlu olsun!

1994 yılında Birleşmiş Millerin, Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve ILO’nun önerisiyle kabul edilen 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü 25. yılında!

Birsen Koçali Alış İlkokul’umuzun öğrencileri de öğretmenleriyle birlikte bu anlamlı günü keyifle kutladılar.

Yetiştirilmemizde büyük emekleri olan tüm öğretmenlerimizin Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlarız.

Sustainability at Aster…

This week, we would like to touch on what we are doing in the field of Sustainability at Aster Textile.

Under the umbrella of Aster Textile Group, we have always been giving service to our customers and we have been working with the intention of creating value for our country for 26 years.

We have created our sustainability approach when thinking about the future of our planet, with our vision of a healthy and clean world for the next generations.

For this reason, we aim to excel in our design-production-service model by creating a global perspective in our sector with the desire of being a leader in sustainable fashion design and production.

We rely on trust in our relationships with our stakeholders. In light of our years of experience in our sector, we provide this strong cooperation thanks to our solution-oriented thinking and the power of our designs. We know that sustainability is one of the most important steps for carrying on our business.

In this context, we were among the first signatories of the Global Compact and Women`s Empowerment Principles in our sector and took steps to protect our future.

While we are working to bring the products that we produce into different categories which are already becoming popular across the world, we are aware of the necessity of being “human-oriented” in the way we work. Therefore, at Aster, we strive to minimize the risk in terms of the health, safety, and happiness of our colleagues, as well as to consumers. In all our facilities, we proudly carry the best certificates of global standards in the sector that we serve. Because, we put first earth, nature, the environment, and the people.

At Aster, we attach great importance to ethics and compliance. We strive to spread this vision with our supplier and employee relationships as well. With our responsible Supply Chain approach, we evaluate our suppliers within the framework of a transparent policy and contribute to their development.

At Aster, all production processes we implement are with environmental issues at the forefront of our minds. All processes are done without damaging the natural beauties of our world and our principles of sustainability before we start designing the product on paper.

With our sensitive design and production philosophy, we are investing in R&D and innovation in terms of reducing waste, using resources correctly and recycling processes with the awareness of our responsibility for economic development.

We would like to mention one more time that we prioritise resource efficiency as well as addressing the environmental and economic dimensions of our value-added textile production. Starting from the top management in Aster, we aim to spread this roadmap to our colleagues at all levels and the ecosystem that we interact with.

Of course, we do not limit this issue to environmental sensitivity, we are making steps to take the lead with our social values. In 2015, we established the Aster Foundation to bring long-term improvements to the lives and environments of our people. Under this structure, we aimed to shed light on future generations with many educational projects.

In 2017, we realised the construction of a primary school in Arpaçay district of Kars which is located in eastern Anatolia in Turkey with 4 classrooms, 1 kindergarten, library, cafeteria, teacher housing, and a children’s park. Acting with the awareness of the foundation, we wanted to realise it’s not only for educational purposes, but also to support many different voluntary projects such as the arts, health, animal rights, the environment, and human rights.

Together with our collaborations such as LÖSEV and Autism Foundation, we have endeavoured to support our families and children in Soma Disaster which happened on the West side of Turkey in 2014. Of course, we have not forgotten our furry friends living in the shelters we provide them a mattress we produce from waste fabrics.

From now on, we will always take on any action with the awareness of our responsibility to society, customers, stakeholders and nature in all the projects we will carry out.

Aster’de Sürdürülebilirlik…

Bu hafta, Aster Tekstil olarak Sürdürülebilirlik alanında biz neler yapıyoruz konusuna değinmek istedik.

Biz, Aster Tekstil Grubu çatısı altında 26 yıldır istikrarla, daima Sürdürülebilirlik yolunun izinde müşterilerimize hizmet veriyor, ülkemiz için değer yaratma niyetiyle çalışıyoruz.

Dünyamızın geleceğini düşünerek oluşturduğumuz sürdürülebilirlik yaklaşımımızı, ilerleyen nesillere sağlıklı ve temiz dünya bırakma vizyonumuz çerçevesinde ele alıyoruz.

Bu sebeple de sürdürülebilir moda tasarımı ve üretiminde lider olma anlayışıyla, sektörümüzde global bir bakış açısı yaratarak tasarım-üretim-hizmet modelinde mükemmelliği hedefliyoruz.

Paydaşlarımızla ilişkilerimizde güveni esas alıyoruz. Sektörümüzde yıllara dayanan birikimimiz ışığında çözüm odaklılık ve tasarım gücümüz sayesinde bu kuvvetli iş birliğini sağlıyoruz. Sürdürülebilirliğin, işimizi devam ettirebilmenin en temel basamaklarından biri olduğunu biliyoruz.

Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kadının Güçlenmesi Prensiplerinin sektörümüzde ilk imzacıları arasında yer aldık ve geleceğimizi koruma altına almak adına adım attık.

Geniş coğrafyalara yayılan, farklı kategorilerde ürettiklerimizi topluma ulaştırmak için çalışırken, diğer uğraşımızın da “insan odaklı” olması gerekliliğinin farkındayız. Dolayısıyla, Aster’de hem çalışma arkadaşlarımızın sağlığı, güvenliği ve mutluluğu hem de tüketici boyutunda risk olabilecek durumların en aza indirgenmesi için yüksek gayret gösteriyoruz. Tesislerimizin tümünde, hizmet verdiğimiz sektörde global standartlar seviyesinde yer alan en iyi sertifikaları gururla taşıyoruz. Çünkü, toprağı, doğayı, çevreyi ve insanı ilk sıraya koyuyoruz.

Biz, Aster’de etik ve uyum konusuna büyük önem atfediyoruz. Gerek tedarikçi gerekse çalışan ilişkilerimizde bu vizyonu yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Sorumlu Tedarik Zinciri anlayışımızla, şeffaf bir politika çerçevesinde,  tedarikçilerimizi değerlendiriyor, gelişimlerine katkıda bulunuyoruz.

Aster’de bir ürünün kağıt üzerindeki halinden tutun, tüm üretim süreçlerinde dünyamızın doğal güzelliklerine ve sürdürülebilirlik ilkelerimize zarar vermeden, çevresel boyutlarını da düşünerek hayata geçiriyoruz.

Duyarlı tasarım ve üretim felsefesiyle ekonomik kalkınmaya dair sorumluluğumuzun da getirdiği bilinçle, atıkları azaltmak, kaynakları doğru kullanmak ve geri dönüşüm süreçlerinde ARGE ve inovasyona yatırım yapıyoruz.

Kaynak verimliliğini çevresel olarak ele almamızın yanı sıra ekonomik boyutuyla da önceliklendiriyoruz ve değer katan tekstil üretimi yapmakta olduğumuzu tekrar vurgulamak istiyoruz. Bu yol haritamızı Aster içerisinde üst yönetimden başlayarak, her seviyedeki çalışma arkadaşımıza ve etkileşim içerisinde olduğumuz eko sisteme sirayet etmesini amaçlıyoruz.

Elbette ki bu konuyu sadece çevresel duyarlılıkla sınırlandırmıyor, toplumsal ve sosyal değerlerimizin de izini takip edere adımlarımızı atıyoruz. 2015 yılında insanlarımızın hayatına ve içinde bulundukları ortamlara uzun vadeli iyileştirmeler getirmek amacıyla Aster Vakfı’nı kurduk. Bu yapı altında, yürüttüğümüz pek çok eğitim projesi ile gelecek nesillere ışık tutmayı hedefledik. 2017 yılında, Kars’ın Arpaçay ilçesinde 4 derslik, 1 anasınıfı, kütüphane, yemekhane, öğretmen lojmanı ve çocuk parkı bulunan ilkokul yapımını gerçekleştirdik. Vakıflaşma bilinci ile hareket ederek, sadece eğitim amaçlı değil, sanat, sağlık, hayvan hakları, çevre ve insan haklarına kadar pek çok farklı gönüllü çalışmayı desteklemek amacıyla gerçekleştirmek istedik. Bugüne kadar LÖSEV, Tohum Otizm Vakfı gibi iş birliklerimizle birlikte, Soma Faciasında ailelerimizin ve çocuklarımızın ihtiyaçlarında onların yanında olmaya gayret ettik. Elbette ki, barınaklarda yaşayan dostlarımızı unutmadık ve atık kumaşlardan ürettiğimiz minderle onlara sıcak bir ortak sağladık.

Bundan sonra da imza atacağımız tüm projelerde, topluma, müşterilerimize, paydaşlarımıza ve doğaya olan sorumluluğumuzun her zaman bilincinde hareket edeceğiz.

Sustainability in the textile industry…

Today, textile consumption has massively increased to keep up with the growing world population, higher living standards and the general pressures of the fashion industry. If we analyse the data on a global scale, we can easily see that textile and garment production is occurring at over 80 million tons per year.

The use of low-impact raw materials and recycling of unused materials in the textile industry is now more than ever. This is a global issue linked to the accelerated industrialization of textiles, the loss of our environmental resources and the increase in waste disposal costs.

The concepts of Life Cycle Analysis and Life Cycle Assessment have come to the fore with carbon footprint* measurements, which reveal the relationship between greenhouse gas emissions, which is one of the biggest reasons for climate change, with production and consumption habits.

Life Cycle Analysis and Life Cycle Assessment is a system that deeply examines all the environmental impacts of a produced product, starting from obtaining the raw materials, production, consumption, logistics and finally to recycling all the waste.

If we consider the production of a t-shirt within the scope of the Life Cycle Assessment, we can see it as a raw material obtained and processed into yarn, then converted into the fabric and finally it’s ready to wear.

One of the outstanding features of the Life Cycle Assessment is that manufacturers take responsibility for all pollution, from the design process to the destruction of their products. As a leading organization, Aster, who inspires the industry with a value-driven culture, has been working hard to carry out our duty on environmental improvements.

As a result, Life Cycle Assessment is a systematic approach that aims to ensure the optimum use of environmentally friendly ways of production such as energy, water, raw materials and auxiliary materials used to create the product whilst analysing the effects on the environment during the circulation of a product. It has been widely recognised to help improve sustainable development, which will help solve the problems that have arisen with the growth in production and consumption. However, you can say that many countries have increased their practices in this direction and invested in sustainability.

In our next article, we will talk about Sustainability at Aster.

*Carbon footprint means, the amount of carbon dioxide released into the atmosphere as a result of the activities of a particular individual, organization, or community.

Tekstil Sektöründe Sürdürülebilirlik…

Dünya nüfusundaki artış, yaşam standartlarının gelişmesi ve moda endüstrisinin günümüzdeki baskısıyla birlikte tekstil tüketimi kayda değer bir ivme kazandı. Küresel çapta verileri incelediğimizde de tekstil ve hazır giyim üretiminin yılda yaklaşık 80 milyon tonun üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz.

Tekstilde sanayileşmenin hızlanmasıyla birlikte çevresel kaynaklarımızın elimizden kayıp gitmesi ve atıkları yok etme maliyetlerinin artışı sebebiyle, tekstilde alternatif ve çevreye etkisi minimum düzeyde olan hammadde arayışı ve  kullanım dışı olan maddelerin geri dönüşümü tüm dünyada artık her zamankinden fazla yer buluyor.

İklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri olan sera gazı salınımının üretim ve tüketim alışkanlıkları ile olan ilişkisini çarpıcı derecede gözler önüne seren karbon ayakizi ölçümleri ile, Yaşam Döngüsü Analizi ve Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi kavramları da öne çıkmaya başladı.

Yaşam Döngüsü Analizi ve Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, üretilen bir ürünün tüm çevresel boyutlarını derinlemesine inceleyen, hammaddenin doğadan elde edilmesinden başlayarak üretim, tüketim ve nihayetinde tüm atıkların tekrar değerlendirilmesine kadar olan süreci işleten bir sistemdir.

Bir tişört üretimini Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi kapsamında ele aldığımızda, hammadde elde edilmesi ve işlenmesiyle ipliğe dönüşmesi, ardından da kumaşa dönüştürülmesi ve son olarak da giyilebilir hale getirilmesinden tutun, tüketim ömrü bittiğinde geri dönüşüm ve tekrar kullanım olanakları ile yaşam döngüsünü tamamlaması olarak görebiliriz.

Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi’nin öne çıkan özelliklerinden biri ise, üreticilerin tasarım sürecinden hareketle, ürünlerinin yok edilmesine kadar tüm kirliliğin sorumluluğunu üstlenmeleridir. Sektöre ilham veren lider bir kurum olarak, biz de çevresel iyileştirmeler konusunda yükümlülüklerimizi yerine getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Sonuç olarak, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, bir ürünün dolaşımı süresince çevreye verdiği etkileri analiz ederken ürünün oluşturulması için kullanılan enerji, su, hammadde, yardımcı madde gibi girdilerinin optimum kullanımının sağlanmasını amaçlayan sistematik bir yaklaşımdır. Şu anda da üretim ve tüketimin artması ile birlikte gündeme gelen sorunları çözmeye yardımcı olacak sürdürülebilir kalkınma gerçeğine büyük ölçüde hizmet ediyor. Bununla beraber, gönüllülük esasına dayanmakla birlikte birçok ülkenin bu yöndeki uygulamalarını hızla artırdığını ve sürdürülebilirliğe yatırım yaptıklarını da söylememiz mümkün.

Bir sonraki yazımızda Aster’de Sürdürülebilirlik konusundan bahsedeceğiz.

*Karbon Ayak izi, birimi ton cinsinden karbondioksit eş değeri olan; enerji ve kaynak tüketimi, ulaşım, tedarik zinciri ve üretim faaliyetleri sonucu oluşan toplam sera gazı emisyonlarının ölçüsü.

About Sustainability…

As the world has begun a new term of the “Era of Sustainable Development”, we would like to talk about this issue with a more long-term view. As the Aster Textile Group, we have made many significant developments in “Sustainability” as well as other successes in the last quarter of 2019. Before referring to the projects that we have successfully carried out, let’s talk about the depth of what Sustainability means in general at this point together.

“Sustainability” is defined as meeting the needs of today, without taking away the rights of future generations. It means we must apply respectful production processes, use the natural resources that we have, be respectful to the people that we are responsible for, to the people we work with, as well as our society.

The concept of “Sustainability” has become one of the most important ways of expressing the contribution and benefit that organizations make to the world in which we live. In terms of “Sustainability”, if an organization does not invest in the environment, energy and human resources, it will not survive and will be faced with the danger of extinction.

In a sense, we take over a valuable responsibility when we talk about nature and society.

“Sustainability” has a very close relationship with “social development”. “Social development” or “social growth” is in direct proportion to economic growth. However, lately, it has been understood that it is not only economic growth that will affect “Social development”. It must be understood that different factors need to be on the agenda.

Other factors that must be taken into consideration are social equality, environmental impact, gender equality, qualified education rights, health, and social rights, responsible production and consumption.

In other words, Sustainability has 3 pillars as people, planet, and profit with a network of interlocked components. Even if you bring one into action, without the other not all processes would be completed.

In our next article, we will talk about why sustainability is so important in the textile sector together.

Sürdürülebilirlik Üzerine…

Tüm dünyanın bir süredir “Sürdürülebilir Kalkınma Çağı”na girmesiyle birlikte, Aster Tekstil Grubu olarak biz de sizlere bu konudan daha uzun soluklu bahsetmek istedik. 2019 yılının son çeyreğine yaklaştığımız şu günlerde, “Sürdürülebilirlik” alanında oldukça önemli gelişmeler kaydettiğimizi içtenlikle söyleyebiliriz. Bu noktada, başarıyla sürdürdüğümüz projelerden söz etmeden önce genel anlamda bu kavramın derinliğine gelin beraber göz atalım…

Sürdürülebilirlik, bugünkü ihtiyaçlarımızı karşılarken, gelecek kuşakların haklarını da elinden almadan sahip olduğumuz doğal kaynakları doğru bir şekilde kullanmak, çevre üzerinde kalıcı izler bırakmayan ve insana, yani hem birlikte çalıştığımız sorumlu olduğumuz kişilere, hem de topluma, saygılı üretim süreçleri uygulamak şeklinde tanımlanıyor.

Dolayısıyla Sürdürülebilirlik, kurumların kendi gelişimleri doğrultusunda dünyaya yaptıkları katkının ve sağladıkları faydanın en önemli ifade şekillerinden biri haline geldi. Eğer bir kurum Sürdürülebilirlik anlamında çevre, enerji, insan kaynaklarına yatırım yapmıyorsa maalesef ki varlığını sürdüremiyor.

Bir anlamda, doğa ve toplum söz konusu olduğunda aslında hepimiz kıymetli bir sorumluluk yükleniyoruz.

Öte yandan, “Sürdürülebilirlik” kavramının “kalkınma” ile oldukça yakın bir ilişkiye sahip olduğunu söyleyebiliriz. Yakın bir zamana kadar, “kalkınma”, “ekonomik büyüme” ile doğru orantılı bir şekilde hayatımızdaydı. Fakat “kalkınma” için sadece ekonomik büyümenin yeterli olmayacağı, bunun yanı sıra farklı faktörlerin de gündemde olması gerekliliği anlaşıldı. Buradan hareketle de “Sürdürülebilir Kalkınma” ifadesi hayatımıza girdi.

Bu yeni tanımla birlikte ekonomik büyümenin yanında toplumsal eşitlik, çevre, kadın-erkek eşitliği, nitelikli eğitim alma hakkı, sağlık ve sosyal haklar, sorumlu üretim ve tüketim (geri dönüşüm) gibi faktörler de artık göz önünde bulundurulmaya başlandı.

Başka bir deyişle, Sürdürülebilirlik kavramı toplumu, doğayı ve ekonomiyi birbirinden ayırmadan iç içe kümeler refleksiyle değerlendiriyor. Her birinin sürdürülebilirliği birbirine bağlı olan bu kavramların hepsi birbirini besliyor. Biri olmadan, diğerini gerçekleştirseniz dahi Sürdürülebilirlik’in bir kolu eksik bırakılmış sayılıyor. Aşağıdaki diyagramı incelediğimizde Sürdürülebilirlik konusunu içeren tüm öğeleri birlikte görebiliriz ki bu da aslında tüm çalışmaların zeminini oluşturuyor.

Bir sonraki yazımızda Tekstil Sektöründe Sürdürülebirlik’in önemini yine hep birlikte konuşacağız.

 

#otizmemaviışıkyak

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde, kamuoyunun dikkatini otizme çekmek için başlatılan ve bütün dünyada ilgi gören Mavi Işık Yak Kampanyası’nın (Light It Up Blue) 2009 yılından beri Türkiye elçisi olan Tohum Otizm Vakfı’nın çağrısı ile Türkiye’de ikonik binalar Aydınlatma Gereçleri İmalatçıları Derneği (AGİD ) üyelerinin katkılarıyla mavi ışıkla aydınlatıldı, insanlar mavi giyinerek ve sosyal medya hesapları üzerinden #otizmemaviışıkyak etiketi ile otizmle ilgili mesajlar vererek otizmin farkında, onların yanında olduklarını ifade ettiler.

Biz de Aster Tekstil olarak geçtiğimiz hafta Otizm Farkındalık Eğitimi ile farkındalığımızı arttırdık. Babaeski Fabrikamız ise dün mavi giyinerek #otizmemaviışıkyak’tılar.

“Adımlarımız Otizmli Çocuklar İçin” Projesine Destek!

Tohum Otizm Vakfı’nın 5. Kez katıldığı Runatolia Maratonu’nda farklı firmaları temsil eden gönüllü koşucular; koşarak veya yürüyerek, adımlarını otizmli çocuklar için attılar, maratonun öncesinde ve sonrasında, toplamda 1 ay süresince sosyal çevresinden topladığı bağışlarla otizmli çocukların eğitimine katkı sağlayacaklar.

Biz de Aster Tekstil olarak farkındalık koşusunda iyiliği ve eğitimi destekledik ..