İyilik Peşinde Koşmaya ne dersin?

Sevgili İş Arkadaşım,

İyilik Peşinde Koşmaya ne dersin?

Gelin hep birlikte, yaşanan olumsuzluklardan şikayetçi olmak yerine, elimizden geldiğince sorunu çözmeye çalışanları desteklemeyi deneyelim ve adımlarımızla tanıdıklarımızı harekete geçirmeyi tercih edelim. Çünkü biliyoruz ki, birliğimizden doğacak bir hareketle bile dünya değiştirme gücüne sahibiz.

İşte tam da bu nedenle, 3 Kasım 2019 günü İstanbul-2019-Koruncuk Vakfı-Eğitim Her Çocuğun Hakkı! projesi için İyilik Peşinde Koşarak, adımlarımıza anlam katacağız! Koşumuzu desteklersen bizi çok mutlu edersin.

Aşağıda sana bazı detaylar veriyoruz. Şimdiden katkıların için çok teşekkür ederiz!

Notlar:

*Bir kız çocuğunun hak ettiği koşullarda eğitim alması için gereken destek bedeli yıllık 13.200 TL’dir

*Bağış yapmak çok kolay. Kampanya için hazırladığımız sayfamızda şu anda kaç kişinin bizi desteklediğini, hedefimize ne kadar yaklaştığımızı görebilir ve istersen sen de bağış yapabilirsin.

http://ipk.adimadim.org/kampanya/CC56996

New Problem of the New World: Climate Change

Climate change has become one of the most fundamental problems facing us all in the 21st century. The issue of climate change has risen to the top of the agenda all over the world in recent years as it poses a threat to the continuation of human generations.

The reason for climate change is the increase of the earth’s temperature (global warming). This is the result of the release of more man-made greenhouse gases into the atmosphere than naturally occurring ones. These additional greenhouse gases are caused by fossil fuels burning to generate energy, improper agriculture and animal husbandry practices, chemical production and a range of human other negative behaviours.

The negative and direct effects of climate change include the decrease in freshwater resources, floods, storms, heatwaves, and drought.

Because natural climate change is actually very slow to effect nature, living things adapt easily, however, human factors accelerate climate change, and living things are unable to respond to this action at the same speed.

Water, which can be described as our most valuable resource, is at risk due to climate change. Climate change causes major differences in rainfall. For example, some regions experience unusual heavy rainfall, impacting crops and therefore livelihood, while others have unexpected droughts. The dry vegetation created by drought brings forest fires.

The world has signed a new agreement for climate action!

Some countries, including all EU countries, have adopted legally binding targets to limit greenhouse gas emissions by 2020 under the Kyoto Protocol. Even though these countries have voluntarily participated in this climate action, it would not be enough to prevent dangerous climate change. Accordingly, negotiations were initiated for a new agreement that would enable all countries in the world to take action on this issue, and on December 12, 2015, the governments of nearly 200 countries met in Paris, France, to agree on the first universal and legally binding agreement on climate change. The Paris Agreement which has historical significance sets out an action plan to limit global warming to an increase of less than 2°C from pre-industrial temperature.

As individuals, we also have a major role to play. One of our main focus areas should be clean transport … walking or cycling as far as possible for example. For smarter energy use we can make a difference: use energy-saving light bulbs, eat more fruit and vegetables and eat less meat, this is both climate-friendly and healthy. Finally, as we mentioned in our previous article, we have to be selective about packaging: plastic packaging causes enormous waste and cannot be recycled. We should avoid buying packaged products and take care of our planet by keeping a recyclable bag with us to take home our purchases…even a step or a small change makes a big difference in the world.

Yeni Dünyanın Yeni Problemi: İklim Değişikliği

İklim değişikliği (climate change), 21. yüzyılda insanoğlunun çaresizce karşı karşıya kaldığı en temel sorunlardan biri haline geldi. İklim değişikliği konusu, özellikle son yıllarda, insanın neslini sürdürebilmesi bakımından tehdit oluşturduğu, olumsuz etkileri nedeniyle bir çok alanı doğrudan etkileyebilecek güce sahip olduğu için tüm dünyada da gündemin en üst sıralarında yer alıyor.

İklim değişikliğinin sebebi ise, doğal yoldan ortaya çıkandan daha fazla sera gazının atmosfere salınımı sonucu yeryüzü sıcaklığının artmasıdır (küresel ısınma). Bu ilave sera gazları enerji üretmek için yakılan fosil yakıtlar, yağmur ormanlarının kesilmesi, yanlış tarım ve hayvancılık uygulamaları, kimyasal üretim ve bir dizi insan davranışlarından kaynaklanmaktadır.

İklim değişikliğinin olumsuz ve doğrudan etkileri arasında tatlı su kaynaklarının azalması, gıda üretimi koşullarındaki genel değişiklikler, seller, fırtınalar, sıcak dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artışları en başta söylememiz mümkün.

Tüm bunların yanı sıra yeryüzündeki canlı türlerinin her geçen gün sayısının azalması ve bu değişime canlıların ayak uyduramıyor olması etki ediyor. İklim değişikliği, aslında doğa üzerinde oldukça yavaş gerçekleştiğinden, canlılar bir miktar daha kolay adapte olabilirlerdi fakat insani faktörlerin devreye girmesi bu iklim değişikliğini hızlandırıyor ve canlılar bu aksiyona aynı hızda karşılık veremiyor.

Bir diğer yandan, en kıymetli kaynağımız olarak nitelendirebileceğimiz su, iklim değişikliği nedeniyle risk altındadır. İklim değişikliğinin yağış konusunda da büyük farklılıklara neden olacağı gündem maddeleri arasında bulunuyor. Örneğin, bazı bölgelerde fazla yağışlar olması beklenirken, bazılarında ise kuraklık olması söz konusu. Kuraklığın oluşturacağı kuru bitki örtüsü ise orman yangınlarını ne yazık ki beraberinde getiriyor.

Dünya, iklim eylemi için yeni bir anlaşma imzaladı!

Tüm AB ülkeleri dahil bazı ülkeler, Kyoto Protokolü kapsamında sera gazı emisyonlarını 2020 yılına kadar sınırlandırmaya yönelik yasal olarak bağlayıcı hedefler benimsediler. Ancak bu, başka ülkeler de gönüllü olarak bu iklim eylemine katılsalar bile, tehlikeli iklim değişikliğini önlemek için yeterli olmayacaktı. Buna bağlı olarak, dünyadaki tüm ülkelerin bu konuda aksiyon almalarını sağlayacak yeni bir anlaşma için görüşmeler başlatıldı ve 12 Aralık 2015 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te yaklaşık 200 ülkenin hükümetleri iklim değişikliğiyle ilgili ilk evrensel ve yasal olarak bağlayıcı anlaşma üzerinde hem fikir kaldılar. Tarihi öneme sahip Paris Anlaşması, küresel ısınmayı sanayi öncesi dönemlerdeki sıcaklıktan 2°C’den daha düşük bir artışla sınırlamaya yönelik bir eylem planı ortaya koyuyor.

Peki bireyler olarak bizlere düşenler ne derseniz… en baştaki konulardan biri temiz ulaşım.. mümkün olduğunca yürümek ya da bisiklete binmek. Daha akıllı enerji kullanımı için, enerji tasarruflu ampuller kullanmak,  Daha fazla sebze-meyve ve daha az et yemek hem iklim dostu hem de sağlıklı bir tercih aslına bakarsanız.  Son olarak da bir önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere, ambalaj konusunda seçici olmalıyız: plastik ambalajlar çok fazla atığa neden olur ve geri dönüştürülemez. Ambalajlanmış ürünleri almaktan kaçınmalı ve satın aldıklarımızı eve götürmek için yanımızda geri dönüşümü mümkün olan bir poşet bulundururak gezegenimize sahip çıkmalıyız. Çünkü bir adım ya da küçük bir değişiklik dahi olsa dünya üzerinde büyük bir fark yaratır.

Zero Waste Life and Recycling…

Zero Waste is a concept that has entered our lives in the last 10 years. Many people who dream of a healthy planet, of course, come across this definition somewhere. Even more, interestingly, is how it came into existence. When humans realised that nature was destabilising, people saw that the future was not looking bright, and they discovered this magnificent map while searching for a new method!

Recycling is one of the five basic principles of this Zero Waste Life principle. Refuse, Reduce, Reuse, Recycle, Rot.

Recycling comes into play where the first three options (Reject, Reduce and Reuse) are not applicable. The main purpose in a Zero Waste Life is not to increase recycling, but to reduce it. Many things that we throw into the bin after use, are actually a raw material for new products. In general, materials suitable for recycling are chemical wastes, paper, plastic, batteries, organic wastes, iron, wood, metal and textile products.

When we look at the data on this issue around the world, according to the studies of the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), the Germans decompose and recycle 65% of their waste. On the other hand, they use fuel that cannot be recycled again and produce new products with different designs. They coded bins and waste materials in colour. If you have metal – glass – paper, etc., it is almost impossible to accidentally dispose of it in another bin because each has a separate colour code! So, the Germans are the world champions in recycling.

According to data from the European Environment Agency (EEA), other European countries Austria, Belgium, Switzerland, the Netherlands and Sweden recycle at least 50% of their waste and a large portion of it is reused. South Korea, following Germany’s recycling efforts, uses 59% of its waste for recycling.

Another good example is that in Europe for more than 50 years, the Reverse Vending Machine, which is usually in the supermarket, has been in use with the principle of collecting empty beverage cans and returning the cash deposit to the consumer. You can get a cash deposit when you return all kinds of plastic and metal boxes. You can find these recycling machines in any food store. You put your bottles in the machine, you get a voucher in return, and you can use it to pay in cash or cash it out. In Sweden, there is even a game room with plastic bottles. In Japan and in many countries, public transport tickets such as the subway can be purchased from these vending machines.

In addition, 100 acres of trees are cut down per minute, as we are still unable to implement enough recycling for the entire world. At the same time, an average of 2 kg of waste per person per day is produced in the world, which amounts to about 1.5 tonnes per year. If we can imagine that these are not recycled, it is not hard to see that we will leave a world full of litter for future generations.

As Aster Textile Group, we will tell what innovation we are developing in this field in another article.

Atıksız Yaşam ve Geri Dönüşüm…

Atıksız Yaşam (Zero Waste), son 10 yıl içerisinde hayatımıza girmiş bir kavram. Sağlıklı bir dünyanın hayalini kuran birçok kişi elbette ki bu tanımla bir yerlerde karşılaşmıştır. Daha da ilginci, nasıl ortaya çıktığı aslında… İnsanoğlu, doğanın dengelerini bozduğunu fark ettiğinde geleceğin çok da iyi gelmediğini gördü ve yeni bir yöntem ararken bu muhteşem haritayı keşfetti!

Aşağıda bahsettiğimiz Geri Dönüşüm (Recycle) konusu işte bu Atıksız Yaşam prensibinin beş temel ilkesinden birini oluşturuyor. Sırasıyla şu şekilde, Reddet (Refuse), Azalt (Reduce), Yeniden Kullan (ReUse), Geri Dönüşüm (Recycle), Çürüt (Rot).

Geri Dönüşüm prensibi, ilk üç seçenek (Reddet, Azalt ve Yeniden Kullan) uygulanabilir değilse o noktada devreye giriyor. Atıksız bir yaşamda esas amaç, geri dönüşümü artırmak değil, aksine azaltabilmektir. Kullanımı tamamlandıktan sonra çöp kutusuna attığımız pek çok şey aslında yeni ürünler için bir hammadde niteliği oluşturuyor. Genel anlamda geri dönüşüme uygun olan maddeler, kimyasal atıklar, kağıt, plastik, piller, organik atıklar, demir, ahşap, metal ve tekstil ürünleridir.

Dünya çapında bu konuyla ilgili verilere baktığımızda, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nin araştırmalarına göre, Almanlar çöplerinin %65’ini ayrıştırıyorlar ve değerlendirilmelerini sağlıyorlar. Geri dönüştürülemeyen ürünleri ise tekrar kullanarak yakıt üretiyorlar veya farklı tasarımlarla yeni ürünler elde ediyorlar. Çöp kutularını ve atık materyalleri renklerle kodlamışlar. Metal – cam – kağıt vb atığınız varsa her birinin ayrı renk kodu olduğu için yanlışlıkla başka bir çöpe atmanız neredeyse imkansız! Yani Almanların, geri dönüşümde dünya şampiyonu olduğunu söyleyebiliriz.

Avrupa Çevre Ajansı’nın (EEA) verilerine göre, diğer Avrupa ülkeleri Avusturya, Belçika, İsviçre, Hollanda ve İsveç de çöplerinin en az %50’sini geri dönüştürüyor ve büyük bir kısmı yeniden kullanılıyor. Geri dönüşüm konusunda Almanya’nın yaptıklarını takip eden Güney Kore ise atıklarının %59’unu geri dönüşümde kullanıyor.

Bir başka güzel örnek ise,  Avrupa’da 50 seneden uzun bir zamandır, genellikle marketlerde yer alan Ters Çalışan Otomatlar (Reverse Vending Machine), boş içecek kutularının toplanması ve tüketiciye depozito bedelinin geri verilmesi prensibiyle kullanımda.  Her türlü plastik ve metal kutuları iade ettiğinizde depozito alabiliyorsunuz. Bu geri dönüşüm makinelerini herhangi bir gıda dükkanında bulabilirsiniz. Şişelerinizi makineye koyuyorsunuz, karşılığında bir fiş alıyorsunuz ve bunu kasada ödeme yapmak için veya paraya çevirmek için kullanabiliyorsunuz.  Hatta İsveç’te plastik şişe ile çalışan aterilerin yer aldığı bir oyun salonu bulunuyor. Japonya’da ve pek çok ülkede metro gibi toplu taşıma biletleri, bu otomatlardan alınabiliyor.

Bunların yanı sıra,  tüm dünyaya yetecek kadar geri dönüşümü hala uygulayamadığımız için, dakikada 100 dönümlük ağaç kesiliyor.  Aynı zamanda, dünya üzerinde kişi başına günlük ortalama 2 kg çöp üretiliyor ve bu da yılda yaklaşık 1.5 tona denk geliyor. Bunların geri dönüştürülmediğini zihnimizde canlandırırsak, gelecek nesillere sadece çöplerden oluşan bir dünya bırakacağımızı görmemiz hiç de zor değil!

Aster Tekstil Grubu olarak bu alanda neler başardığımızı bir başka yazımızda sizlere anlatacağız.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlu olsun!

1994 yılında Birleşmiş Millerin, Eğitim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve ILO’nun önerisiyle kabul edilen 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü 25. yılında!

Birsen Koçali Alış İlkokul’umuzun öğrencileri de öğretmenleriyle birlikte bu anlamlı günü keyifle kutladılar.

Yetiştirilmemizde büyük emekleri olan tüm öğretmenlerimizin Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlarız.

Sustainability at Aster…

This week, we would like to touch on what we are doing in the field of Sustainability at Aster Textile.

Under the umbrella of Aster Textile Group, we have always been giving service to our customers and we have been working with the intention of creating value for our country for 26 years.

We have created our sustainability approach when thinking about the future of our planet, with our vision of a healthy and clean world for the next generations.

For this reason, we aim to excel in our design-production-service model by creating a global perspective in our sector with the desire of being a leader in sustainable fashion design and production.

We rely on trust in our relationships with our stakeholders. In light of our years of experience in our sector, we provide this strong cooperation thanks to our solution-oriented thinking and the power of our designs. We know that sustainability is one of the most important steps for carrying on our business.

In this context, we were among the first signatories of the Global Compact and Women`s Empowerment Principles in our sector and took steps to protect our future.

While we are working to bring the products that we produce into different categories which are already becoming popular across the world, we are aware of the necessity of being “human-oriented” in the way we work. Therefore, at Aster, we strive to minimize the risk in terms of the health, safety, and happiness of our colleagues, as well as to consumers. In all our facilities, we proudly carry the best certificates of global standards in the sector that we serve. Because, we put first earth, nature, the environment, and the people.

At Aster, we attach great importance to ethics and compliance. We strive to spread this vision with our supplier and employee relationships as well. With our responsible Supply Chain approach, we evaluate our suppliers within the framework of a transparent policy and contribute to their development.

At Aster, all production processes we implement are with environmental issues at the forefront of our minds. All processes are done without damaging the natural beauties of our world and our principles of sustainability before we start designing the product on paper.

With our sensitive design and production philosophy, we are investing in R&D and innovation in terms of reducing waste, using resources correctly and recycling processes with the awareness of our responsibility for economic development.

We would like to mention one more time that we prioritise resource efficiency as well as addressing the environmental and economic dimensions of our value-added textile production. Starting from the top management in Aster, we aim to spread this roadmap to our colleagues at all levels and the ecosystem that we interact with.

Of course, we do not limit this issue to environmental sensitivity, we are making steps to take the lead with our social values. In 2015, we established the Aster Foundation to bring long-term improvements to the lives and environments of our people. Under this structure, we aimed to shed light on future generations with many educational projects.

In 2017, we realised the construction of a primary school in Arpaçay district of Kars which is located in eastern Anatolia in Turkey with 4 classrooms, 1 kindergarten, library, cafeteria, teacher housing, and a children’s park. Acting with the awareness of the foundation, we wanted to realise it’s not only for educational purposes, but also to support many different voluntary projects such as the arts, health, animal rights, the environment, and human rights.

Together with our collaborations such as LÖSEV and Autism Foundation, we have endeavoured to support our families and children in Soma Disaster which happened on the West side of Turkey in 2014. Of course, we have not forgotten our furry friends living in the shelters we provide them a mattress we produce from waste fabrics.

From now on, we will always take on any action with the awareness of our responsibility to society, customers, stakeholders and nature in all the projects we will carry out.

Aster’de Sürdürülebilirlik…

Bu hafta, Aster Tekstil olarak Sürdürülebilirlik alanında biz neler yapıyoruz konusuna değinmek istedik.

Biz, Aster Tekstil Grubu çatısı altında 26 yıldır istikrarla, daima Sürdürülebilirlik yolunun izinde müşterilerimize hizmet veriyor, ülkemiz için değer yaratma niyetiyle çalışıyoruz.

Dünyamızın geleceğini düşünerek oluşturduğumuz sürdürülebilirlik yaklaşımımızı, ilerleyen nesillere sağlıklı ve temiz dünya bırakma vizyonumuz çerçevesinde ele alıyoruz.

Bu sebeple de sürdürülebilir moda tasarımı ve üretiminde lider olma anlayışıyla, sektörümüzde global bir bakış açısı yaratarak tasarım-üretim-hizmet modelinde mükemmelliği hedefliyoruz.

Paydaşlarımızla ilişkilerimizde güveni esas alıyoruz. Sektörümüzde yıllara dayanan birikimimiz ışığında çözüm odaklılık ve tasarım gücümüz sayesinde bu kuvvetli iş birliğini sağlıyoruz. Sürdürülebilirliğin, işimizi devam ettirebilmenin en temel basamaklarından biri olduğunu biliyoruz.

Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kadının Güçlenmesi Prensiplerinin sektörümüzde ilk imzacıları arasında yer aldık ve geleceğimizi koruma altına almak adına adım attık.

Geniş coğrafyalara yayılan, farklı kategorilerde ürettiklerimizi topluma ulaştırmak için çalışırken, diğer uğraşımızın da “insan odaklı” olması gerekliliğinin farkındayız. Dolayısıyla, Aster’de hem çalışma arkadaşlarımızın sağlığı, güvenliği ve mutluluğu hem de tüketici boyutunda risk olabilecek durumların en aza indirgenmesi için yüksek gayret gösteriyoruz. Tesislerimizin tümünde, hizmet verdiğimiz sektörde global standartlar seviyesinde yer alan en iyi sertifikaları gururla taşıyoruz. Çünkü, toprağı, doğayı, çevreyi ve insanı ilk sıraya koyuyoruz.

Biz, Aster’de etik ve uyum konusuna büyük önem atfediyoruz. Gerek tedarikçi gerekse çalışan ilişkilerimizde bu vizyonu yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Sorumlu Tedarik Zinciri anlayışımızla, şeffaf bir politika çerçevesinde,  tedarikçilerimizi değerlendiriyor, gelişimlerine katkıda bulunuyoruz.

Aster’de bir ürünün kağıt üzerindeki halinden tutun, tüm üretim süreçlerinde dünyamızın doğal güzelliklerine ve sürdürülebilirlik ilkelerimize zarar vermeden, çevresel boyutlarını da düşünerek hayata geçiriyoruz.

Duyarlı tasarım ve üretim felsefesiyle ekonomik kalkınmaya dair sorumluluğumuzun da getirdiği bilinçle, atıkları azaltmak, kaynakları doğru kullanmak ve geri dönüşüm süreçlerinde ARGE ve inovasyona yatırım yapıyoruz.

Kaynak verimliliğini çevresel olarak ele almamızın yanı sıra ekonomik boyutuyla da önceliklendiriyoruz ve değer katan tekstil üretimi yapmakta olduğumuzu tekrar vurgulamak istiyoruz. Bu yol haritamızı Aster içerisinde üst yönetimden başlayarak, her seviyedeki çalışma arkadaşımıza ve etkileşim içerisinde olduğumuz eko sisteme sirayet etmesini amaçlıyoruz.

Elbette ki bu konuyu sadece çevresel duyarlılıkla sınırlandırmıyor, toplumsal ve sosyal değerlerimizin de izini takip edere adımlarımızı atıyoruz. 2015 yılında insanlarımızın hayatına ve içinde bulundukları ortamlara uzun vadeli iyileştirmeler getirmek amacıyla Aster Vakfı’nı kurduk. Bu yapı altında, yürüttüğümüz pek çok eğitim projesi ile gelecek nesillere ışık tutmayı hedefledik. 2017 yılında, Kars’ın Arpaçay ilçesinde 4 derslik, 1 anasınıfı, kütüphane, yemekhane, öğretmen lojmanı ve çocuk parkı bulunan ilkokul yapımını gerçekleştirdik. Vakıflaşma bilinci ile hareket ederek, sadece eğitim amaçlı değil, sanat, sağlık, hayvan hakları, çevre ve insan haklarına kadar pek çok farklı gönüllü çalışmayı desteklemek amacıyla gerçekleştirmek istedik. Bugüne kadar LÖSEV, Tohum Otizm Vakfı gibi iş birliklerimizle birlikte, Soma Faciasında ailelerimizin ve çocuklarımızın ihtiyaçlarında onların yanında olmaya gayret ettik. Elbette ki, barınaklarda yaşayan dostlarımızı unutmadık ve atık kumaşlardan ürettiğimiz minderle onlara sıcak bir ortak sağladık.

Bundan sonra da imza atacağımız tüm projelerde, topluma, müşterilerimize, paydaşlarımıza ve doğaya olan sorumluluğumuzun her zaman bilincinde hareket edeceğiz.

Sustainability in the textile industry…

Today, textile consumption has massively increased to keep up with the growing world population, higher living standards and the general pressures of the fashion industry. If we analyse the data on a global scale, we can easily see that textile and garment production is occurring at over 80 million tons per year.

The use of low-impact raw materials and recycling of unused materials in the textile industry is now more than ever. This is a global issue linked to the accelerated industrialization of textiles, the loss of our environmental resources and the increase in waste disposal costs.

The concepts of Life Cycle Analysis and Life Cycle Assessment have come to the fore with carbon footprint* measurements, which reveal the relationship between greenhouse gas emissions, which is one of the biggest reasons for climate change, with production and consumption habits.

Life Cycle Analysis and Life Cycle Assessment is a system that deeply examines all the environmental impacts of a produced product, starting from obtaining the raw materials, production, consumption, logistics and finally to recycling all the waste.

If we consider the production of a t-shirt within the scope of the Life Cycle Assessment, we can see it as a raw material obtained and processed into yarn, then converted into the fabric and finally it’s ready to wear.

One of the outstanding features of the Life Cycle Assessment is that manufacturers take responsibility for all pollution, from the design process to the destruction of their products. As a leading organization, Aster, who inspires the industry with a value-driven culture, has been working hard to carry out our duty on environmental improvements.

As a result, Life Cycle Assessment is a systematic approach that aims to ensure the optimum use of environmentally friendly ways of production such as energy, water, raw materials and auxiliary materials used to create the product whilst analysing the effects on the environment during the circulation of a product. It has been widely recognised to help improve sustainable development, which will help solve the problems that have arisen with the growth in production and consumption. However, you can say that many countries have increased their practices in this direction and invested in sustainability.

In our next article, we will talk about Sustainability at Aster.

*Carbon footprint means, the amount of carbon dioxide released into the atmosphere as a result of the activities of a particular individual, organization, or community.