Yeni Dünyanın Yeni Problemi: İklim Değişikliği

İklim değişikliği (climate change), 21. yüzyılda insanoğlunun çaresizce karşı karşıya kaldığı en temel sorunlardan biri haline geldi. İklim değişikliği konusu, özellikle son yıllarda, insanın neslini sürdürebilmesi bakımından tehdit oluşturduğu, olumsuz etkileri nedeniyle bir çok alanı doğrudan etkileyebilecek güce sahip olduğu için tüm dünyada da gündemin en üst sıralarında yer alıyor.

İklim değişikliğinin sebebi ise, doğal yoldan ortaya çıkandan daha fazla sera gazının atmosfere salınımı sonucu yeryüzü sıcaklığının artmasıdır (küresel ısınma). Bu ilave sera gazları enerji üretmek için yakılan fosil yakıtlar, yağmur ormanlarının kesilmesi, yanlış tarım ve hayvancılık uygulamaları, kimyasal üretim ve bir dizi insan davranışlarından kaynaklanmaktadır.

İklim değişikliğinin olumsuz ve doğrudan etkileri arasında tatlı su kaynaklarının azalması, gıda üretimi koşullarındaki genel değişiklikler, seller, fırtınalar, sıcak dalgaları ve kuraklık nedeniyle ölümlerde yaşanacak artışları en başta söylememiz mümkün.

Tüm bunların yanı sıra yeryüzündeki canlı türlerinin her geçen gün sayısının azalması ve bu değişime canlıların ayak uyduramıyor olması etki ediyor. İklim değişikliği, aslında doğa üzerinde oldukça yavaş gerçekleştiğinden, canlılar bir miktar daha kolay adapte olabilirlerdi fakat insani faktörlerin devreye girmesi bu iklim değişikliğini hızlandırıyor ve canlılar bu aksiyona aynı hızda karşılık veremiyor.

Bir diğer yandan, en kıymetli kaynağımız olarak nitelendirebileceğimiz su, iklim değişikliği nedeniyle risk altındadır. İklim değişikliğinin yağış konusunda da büyük farklılıklara neden olacağı gündem maddeleri arasında bulunuyor. Örneğin, bazı bölgelerde fazla yağışlar olması beklenirken, bazılarında ise kuraklık olması söz konusu. Kuraklığın oluşturacağı kuru bitki örtüsü ise orman yangınlarını ne yazık ki beraberinde getiriyor.

Dünya, iklim eylemi için yeni bir anlaşma imzaladı!

Tüm AB ülkeleri dahil bazı ülkeler, Kyoto Protokolü kapsamında sera gazı emisyonlarını 2020 yılına kadar sınırlandırmaya yönelik yasal olarak bağlayıcı hedefler benimsediler. Ancak bu, başka ülkeler de gönüllü olarak bu iklim eylemine katılsalar bile, tehlikeli iklim değişikliğini önlemek için yeterli olmayacaktı. Buna bağlı olarak, dünyadaki tüm ülkelerin bu konuda aksiyon almalarını sağlayacak yeni bir anlaşma için görüşmeler başlatıldı ve 12 Aralık 2015 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te yaklaşık 200 ülkenin hükümetleri iklim değişikliğiyle ilgili ilk evrensel ve yasal olarak bağlayıcı anlaşma üzerinde hem fikir kaldılar. Tarihi öneme sahip Paris Anlaşması, küresel ısınmayı sanayi öncesi dönemlerdeki sıcaklıktan 2°C’den daha düşük bir artışla sınırlamaya yönelik bir eylem planı ortaya koyuyor.

Peki bireyler olarak bizlere düşenler ne derseniz… en baştaki konulardan biri temiz ulaşım.. mümkün olduğunca yürümek ya da bisiklete binmek. Daha akıllı enerji kullanımı için, enerji tasarruflu ampuller kullanmak,  Daha fazla sebze-meyve ve daha az et yemek hem iklim dostu hem de sağlıklı bir tercih aslına bakarsanız.  Son olarak da bir önceki yazımızda da bahsettiğimiz üzere, ambalaj konusunda seçici olmalıyız: plastik ambalajlar çok fazla atığa neden olur ve geri dönüştürülemez. Ambalajlanmış ürünleri almaktan kaçınmalı ve satın aldıklarımızı eve götürmek için yanımızda geri dönüşümü mümkün olan bir poşet bulundururak gezegenimize sahip çıkmalıyız. Çünkü bir adım ya da küçük bir değişiklik dahi olsa dünya üzerinde büyük bir fark yaratır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *