Tekstil Sektöründe Sürdürülebilirlik…

Dünya nüfusundaki artış, yaşam standartlarının gelişmesi ve moda endüstrisinin günümüzdeki baskısıyla birlikte tekstil tüketimi kayda değer bir ivme kazandı. Küresel çapta verileri incelediğimizde de tekstil ve hazır giyim üretiminin yılda yaklaşık 80 milyon tonun üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz.

Tekstilde sanayileşmenin hızlanmasıyla birlikte çevresel kaynaklarımızın elimizden kayıp gitmesi ve atıkları yok etme maliyetlerinin artışı sebebiyle, tekstilde alternatif ve çevreye etkisi minimum düzeyde olan hammadde arayışı ve  kullanım dışı olan maddelerin geri dönüşümü tüm dünyada artık her zamankinden fazla yer buluyor.

İklim değişikliğinin en büyük nedenlerinden biri olan sera gazı salınımının üretim ve tüketim alışkanlıkları ile olan ilişkisini çarpıcı derecede gözler önüne seren karbon ayakizi ölçümleri ile, Yaşam Döngüsü Analizi ve Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi kavramları da öne çıkmaya başladı.

Yaşam Döngüsü Analizi ve Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, üretilen bir ürünün tüm çevresel boyutlarını derinlemesine inceleyen, hammaddenin doğadan elde edilmesinden başlayarak üretim, tüketim ve nihayetinde tüm atıkların tekrar değerlendirilmesine kadar olan süreci işleten bir sistemdir.

Bir tişört üretimini Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi kapsamında ele aldığımızda, hammadde elde edilmesi ve işlenmesiyle ipliğe dönüşmesi, ardından da kumaşa dönüştürülmesi ve son olarak da giyilebilir hale getirilmesinden tutun, tüketim ömrü bittiğinde geri dönüşüm ve tekrar kullanım olanakları ile yaşam döngüsünü tamamlaması olarak görebiliriz.

Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi’nin öne çıkan özelliklerinden biri ise, üreticilerin tasarım sürecinden hareketle, ürünlerinin yok edilmesine kadar tüm kirliliğin sorumluluğunu üstlenmeleridir. Sektöre ilham veren lider bir kurum olarak, biz de çevresel iyileştirmeler konusunda yükümlülüklerimizi yerine getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Sonuç olarak, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, bir ürünün dolaşımı süresince çevreye verdiği etkileri analiz ederken ürünün oluşturulması için kullanılan enerji, su, hammadde, yardımcı madde gibi girdilerinin optimum kullanımının sağlanmasını amaçlayan sistematik bir yaklaşımdır. Şu anda da üretim ve tüketimin artması ile birlikte gündeme gelen sorunları çözmeye yardımcı olacak sürdürülebilir kalkınma gerçeğine büyük ölçüde hizmet ediyor. Bununla beraber, gönüllülük esasına dayanmakla birlikte birçok ülkenin bu yöndeki uygulamalarını hızla artırdığını ve sürdürülebilirliğe yatırım yaptıklarını da söylememiz mümkün.

Bir sonraki yazımızda Aster’de Sürdürülebilirlik konusundan bahsedeceğiz.

*Karbon Ayak izi, birimi ton cinsinden karbondioksit eş değeri olan; enerji ve kaynak tüketimi, ulaşım, tedarik zinciri ve üretim faaliyetleri sonucu oluşan toplam sera gazı emisyonlarının ölçüsü.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *